Nanofiltrasyon teknolojisi ile geri kazanılabilen 2 tür kaynak
Nanofiltrasyon nedir?
Nanofiltrasyon (NF), çok çeşitli endüstrilerde sıvıları filtrelemek için kullanılan yarı geçirgen bir membrandır (ultra ince seçici bir bariyer). Nanofiltrasyon gözenek boyutu 1-10 nm arasında olup, ters ozmoz ve ultrafiltrasyon arasında yer alır ve ikinci yoğunluktaki filmdir.
Sıvı, basınçla membrandan itilir: nanofiltrasyon membran açıklığının çapından daha küçük parçacıklar geçerken, nanofiltrasyon membran açıklığının çapından daha büyük parçacıklar tutulur. Parçacıklar yalnızca boyut dışlama yöntemiyle tutulmakla kalmaz, aynı zamanda yüklerine veya kimyasal afinitelerine bağlı olarak belirli kirleticileri seçici olarak çekebilir veya itebilir ve membran yüzeyindeki kimyasal etkilerle tutulabilir.
Nanofiltrasyon, su kalitesini iyileştirir ve ters ozmozdan (RO) daha az enerji kullanır. Yüksek tuzluluk oranına ihtiyaç duymayan bazı suların arıtımı için, bakteri, virüs, organik madde ve iki değerlikli iyonları giderebilme özelliğiyle nanofiltrasyon membranları, RO'ya etkili bir alternatif membran olarak kullanılabilir.
Nanofiltrasyon başlangıçta petrol ve gaz endüstrisinde sülfat giderimi için kullanılmış olsa da, günümüzde su arıtma endüstrisinde, örneğin su yumuşatma, içme suyu ve büyük miktarlarda endüstriyel atık su ve tuzlu suyun arıtımı gibi alanlarda da kullanılmaktadır. Son zamanlarda nanofiltrasyon, içme suyundan ortaya çıkan kirleticileri gidermek için de kullanılmaktadır.
Nanofiltrasyon teknolojisi, döngüsel ekonomi kavramına uygun olarak, öncelikle yeniden kullanıma uygun yüksek kalitede su geri kazanımı sağlayabilmesinin yanı sıra, diğer kaynakların (biyolojik kaynaklar, mineraller ve kimyasallar gibi) geri kazanımı yoluyla da pazarda giderek daha fazla ilgi görmektedir.
Sodyum hidroksit (NaOH)
Sodyum hidroksit (NaOH), organik ve inorganik maddeleri aşındıran ve çözen çok yönlü bir alkali tuzdur. Bu nedenle, çeşitli endüstrilerde temizleme, yağ giderme ve sıyırma işlemlerinde kullanılır.
Atık kostik sodadaki yüksek kirletici konsantrasyonu nedeniyle, genellikle endüstriyel üretimde tekrar kullanılmaz. Bunun yerine, alkaliniteyi nötralize etmek için hidroklorik veya sülfürik asit gibi başka kimyasalların eklenmesi gerekir. Ancak nanofiltrasyon teknolojisi ile atık kostik soda, içindeki safsızlıklar giderilerek geri kazanılabilir ve tekrar kullanılabilir.
Bölgedeki en büyük kostik soda tüketicilerinden biri, büyük bir tekstil endüstrisine sahip olan Güney Asya'dır. Burada kostik soda çözeltisi sadece temizlik amaçlı kullanılmaz, aynı zamanda özellikle pamuk liflerinin mukavemetini, parlaklığını ve boya afinitesini artırdığı ağartma işleminde tekstil üretiminin de önemli bir parçasıdır.
2020 yılından bu yana Güneydoğu Asya pazarından nanofiltrasyon membranları için sık sık talep alıyoruz. Bu nedenle, aynı yıl şirketimiz kendi nanofiltrasyon membran üretim hattını kurdu. Dow, HYDRANAUTICS, Toray, Vontron gibi uluslararası üne sahip markaların ekipleriyle teknik iletişim yürütüyoruz.
HID HNF-8040HF Tekstil sektöründe kullanıcılar tarafından büyük beğeni toplayan ve ana tanıtım modelimiz haline gelen nano membranımızın ilk modelidir.

Geri dönüştürülmüş gübre
Gübrelerdeki temel besin maddelerinden biri olan fosfor giderek kıtlaşıyor ve bu durum uzun vadeli gıda güvenliği konusunda endişelere yol açıyor. Fosfor, fosfat madenciliğinden elde edilen sınırlı bir kaynaktır. Küresel fosfor rezervlerinin azalması ve belirli bölgelerle sınırlı kalması, tedarik zincirlerini savunmasız hale getiriyor.
Aynı zamanda, bu değerli besin maddesinin aşırı konsantrasyonu ekosistemde büyük bir tahribata yol açarak, ötrofikasyon süreciyle su kütlelerinde ciddi bir kirliliğe neden olmaktadır. Bu besin maddesinin yakalanıp geri dönüştürülerek biyolojik bir kaynak oluşturulmasıyla, iki sorun aynı anda çözülebilir: gıda güvenliği ve çevresel bozulma.
Nanofiltrasyon, geri dönüştürülmüş gübre üretimi için olmazsa olmaz bir süreç olmasa da, sindirim sıvılarındaki safsızlıkları gidererek ve besinleri yoğunlaştırarak daha kaliteli bir ürün elde edilmesini sağlayabilir. Koagülasyon-flokülasyon yöntemiyle, hammadde kalıntı kimyasallarla kirlenebilirken, nanofiltrasyon, kimyasal yöntem yerine membrandan fiziksel olarak ayırarak bu sorunu ortadan kaldırır. Yüksek kaliteli biyolojik kaynaklar oluşturmanın ve son kullanıcılar için kâr sağlamanın yanı sıra, deşarj edilen suyun kalitesi de iyileştirilmiş ve biyolojik katı atık arıtma maliyetleri düşürülmüştür.










